Boyabat Tarihi
 Boyabat Evleri
 
 Yeraltı Şehri
 
 Cemalettin Göleti
 

Boyabat Evleri

Tepelerin yamaçlarına ve eteklerine kurulmuş bir kent olan Boyabat'ta geleneksel konutların parsel içindeki konumunu öncelikle manzara belirlemektedir. Tepe yamaçlarında bulunan konutların cephelerinden biri genellikle manzaraya, bir başka deyişle karşısındaki yamaca, diğer bir cephesi ise, bahçeye ya da sokağa yönelik olarak tasarlanmıştır. Yamaçların her noktası birbirinden değişik görünümler sunmakla birlikte, Kale manzarasının hemen her konutun yönlendirilmesinde hâkim bir faktör olduğu söylenebilir. Düz alanlardaki konutların cepheleri ise, bahçelerine ve önlerinden geçen sokak ya da caddeye yönelik olarak tasarlanmıştır.

                 

Yamaçlarda yapılmış olan konutlarda, parselin en üst noktasındaki sokak seviyesi ile en alt noktasındaki bahçe ya da sokak seviyesi arasındaki kot farkı bazen bir kat oluşmasını sağlayacak yüksekliktedir. Topografyanın neden olduğu bu durumda, üç katlı konutlarda giriş katının ya da zemin katın üzerindeki katlar, orta kat (1. kat) ve esas yaşam katı (2. kat); giriş katının altında yer alan kat ise, bodrum kat ya da bahçe katı olarak tanımlanmıştır. İki katlı konutlarda ise bu tanımlama, eğer varsa bahçe katı ya da bodrum kat, giriş katı ya da zemin kat ve esas yaşam katı şeklindedir.

Boyabat'ta geleneksel konutlar genellikle ayrık düzende, bahçeler içinde yapılmış olup bulundukları parselin ortasına, sokak köşesine ya da sokak kenarına yerleştirilmişlerdir. Ancak, arazinin değerli olduğu çarşı bölgesinde parsel boyutları küçülmekte ve yapılanma düzeni de değişmektedir. Bu bölgedeki bitişik düzen görüntüsünde olan geleneksel konutlarda, yan cephelerin tamamen birleştirilmediği, aralarında yaklaşık iki saçak genişliği kadar 'karlık' mesafesi bırakıldığı bir yapılanma biçimine daha rastlanmaktadır.

Konutların Cephe Özellikleri : Boyabat'ta geleneksel konutlar, birbirlerine benzer gibi görünmekle birlikte parselin konumuna, kat adetlerine, sofa ve odaların çıkmalı ya da çıkmasız oluşlarına, çıkma ve pencere biçimlerine vb diğer özelliklerine göre değişen çok çeşitli cephe düzenlerine sahiptir. Cephe düzenlerinin bütün genel özelliklerini manzara, sokak ve bahçe cepheleri taşımaktadır. Çoğu kez bu cepheler çakışmakta, manzara cephesi ile sokak cephesi ya da eve giriş cephesi; bahçe cephesi ile giriş cephesi/sokak cephesi aynı cepheler olmaktadır. Çoğunluğu ayrık düzende yapılmış olan bu konutların eş değerde öneme sahip olan sokak ve bahçe cepheleri çıkma veya cumbalarla hareketlendirilip dışa açılmıştır. Servis mahallerinin yerleştirildiği yan ya da arka cephelerden biri, bazen de ikisi tamamen olmamakla birlikte, kısmen dışa kapalı olarak düzenlenmiştir.

Geleneksel konutların cephelerine hakim olan katlar " esas yaşam katı " olarak adlandırdığımız üst kat ile eğer varsa "orta kafur. Üst katta, ortada bulunan sofanın genellikle bir cumba ile dışa doğru taştığı ve üçgen alınlıklı bir çatı ile sonlandığı cephe düzenlerine çok sık rastlanmaktadır (lev. 14, res. 35). Konsol, payanda ya da dikmelerle desteklenen genellikle tek, bazen de iki kat yüksekliğinde olan cumbaların (lev. 11, res. 21); kademeli çıkmalı ve çokgen planlı olanları da mevcuttur (lev. 12, res. 25). Sıkça rastlanan bir başka cephe düzeninde ise, orta katın sokağa ya da bahçeye bakan odaları, sofayı geride bırakarak çıkmalarla dışarı taşmakta, üst katta ise sofa, orta kat seviyesinden itibaren çıkma yapan odaların da önüne geçerek cephede belirginleşmektedir (lev. 11, res. 24). Odaların çıkma yaparak sofanın önüne geçtiği ya da orta katta hem sofa hem de odaların birlikte çıkma yaptığı; üst katta ise, sofanın cumba yaparak odaların önünde bulunduğu (lev. 13, res. 24) ya da bir cephede cumbalı olan sofanın diğer cephede odaların gerisinde kaldığı örneklere ve ayrıca, kısmen farklılaşan cephe düzenlerine de rastlamak mümkündür. Zemin kat cepheleri tamamen dışa kapalı, masif görünümlü cepheler değildir. Bu katların, üst kattakilerden boyut olarak daha küçük ve az sayıda olan pencereleri ile kısmen de olsa, dışa açık katlar olarak düzenlendiği görülmektedir. Zemin kat cephelerinin önemli bir unsuru olan giriş kapıları, sofa altına ve çoğu kez yan kenarları içbükey olan kavisli bir niş içine yerleştirilmiştir. Ahşap ve iki kanatlı olan giriş kapılarının üstünde çoğu kez, ışıklık olarak adlandırabileceğimiz, taşlık mahallinin aydınlanmasını sağlayan yatay bir pencere yer almaktadır (lev. 13, res. 30).

Geleneksel konutların orta kat ve esas yaşam katlarındaki oda ve sofa pencereleri, biçimleri ve sayıları ile hem plan düzenini dışarıya yansıtmakta hem de cephe düzenini oluşturmaktadır. Odaların manzaraya, sokağa, bahçeye yönelik duvarlarında genellikle iki bazen de üç dikdörtgen pencere, sofaların dışarıya açılan duvarlarında ise, genellikle iki kemerli pencere yer almaktadır. Eğer odalar ve sofalar çıkmalı ise, çıkma yan kenarlarına açılan pencerelerle bu mahallerin görüş alanları genişletilmiştir. Pencere grupları oda-sofa-oda şeklinde oluşan cephelerde genellikle 2-2-2 şeklinde olmaktadır. Bunun dışında kullanım sıklığına göre, 3-2-3, 1-1-1, 2-2-3, 2-3-2, 2-4-2 şeklinde düzenlenmiş pencere gruplarına da rastlanmaktadır. Genellikle sürme olarak açılan pencerelerin yatayda üç ya da iki, düşeyde iki bölümlü olan tipleri kullanılmıştır. Orta ve üst kat pencerelerinde kafeslere ve nadir olarak da ahşap lokmalı parmaklıklara rastlanmaktadır. Latife Matuk Evi dışında hiçbir konutta pencere kapağı görülmemiştir.

Geleneksel konutların bütün cepheleri, çamur sıva üzerine kireç harçlı sıva ile sıvanmıştır. Çıkma ve cumbalarla hareketli bir görünüm kazanan sıvalı cepheler, ahşap kat silmeleri ve köşe pervazları ile zenginleşmekte, alaturka kiremitli kırma çatılar ile de tamamlanmaktadır. Çatıların en önemli özelliği yörede 'kedilik' olarak adlandırılan çatıya çıkış yerleridir. Sıvalı yüzeyleri, dolayısıyla katları yatayda birbirlerinden ayıran ve döşeme kirişlerinin alnını örten ahşap kat silmeleri ile zemin kat seviyesinin üstündeki yapı köşelerinde kullanılan köşe pervazları geleneksel konut cephelerinin vazgeçilmez unsurlarıdır. Sıvalı konutların dışında düşey ya da yatay ahşap kaplamalı cepheleri olan konutlara da rastlamak mümkündür.

Bazı geleneksel konutların cephelerinde yer yer sıva üstüne yapılmış geometrik desenler, ibrik ve kandil motifleri görülmektedir. Kandil motifi özellikle sofaların üçgen alınlıklarında kullanılmıştır. Bu tip süslemeler dışında, geleneksel konutların en bezemeli olan unsurları alt ve üst pencere pervazları ile köşe pervazlarıdır. Genellikle, tek kilit taşı motifli, çift kilit taşı motifli, üçgen alınlıklı üst pervazlar kullanılmıştır.

Boyabat'ta balkonlu geleneksel konutların sayısı çok azdır ( lev. 13, res. 31). Balkonlar ya esas yaşam katı seviyesinde sofa veya odaların önünde ya orta kat seviyesinde üst kat sofa çıkmasının altında ya da hem zemin hem de üst katta sofa çıkmasının önünde bulunmaktadır.

Konutlarda Yapım Sistemi ve Malzeme Kullanımı : Kayalık bir arazi üzerinde bulunan konutlar fazla derine inmediği düşünülen moloz taş temellere sahiptir. Bu temellerin üstünde yükselen bütün duvarlar -ocağın yer aldığı kârgir duvarlar dışında ahşap çatkı düzeninde yapılmıştır. Çoğu kez subasman seviyesine kadar yükselen 70-85 cm kalınlığındaki taş temeller ahşap bir hatılla sonlandırılarak ahşap iskeletin oturacağı taban hazırlanmış, bu hatılların ya da tabanların üzerine ahşap dikmeler ve payandalar oturtulmuştur. Ahşap çatkı arası, zemin katta moloz taş, bazen kerpiç, bazen hem taş hem kerpiç; orta katta kerpiç ya da tuğla ile doldurulmuştur. Esas yaşam katında ise, çatkı arası boş bırakılarak dikmelerin üzerine bağdadi çıta çakılmıştır. Çok nadir de olsa, orta katta ahşap çatkı arasının dolgusuz bırakılıp bağdadi çıta ile kapatıldığı ya da esas yaşam katındaki ahşap çatkının kerpiç ile doldurulduğu örneklere de rastlanmaktadır. Ahşap çatkı arasındaki kerpiç veya tuğlalar yatay ya da verev olarak yerleştirilmiştir. Bağdadi çıtaların da ahşap tabanlara paralel bir şekilde, sık aralıklarla çakılmış olduğu görülmektedir. Ahşap çatkılı duvarların kalınlığı -sıva dahil-15-18 cm arasında değişmektedir. Bütün duvarlar içte ve dışta önce, saman katkılı çamur sıva, sonra kireç harçlı/kaymak sıva ile sıvanmıştır.

Oda ve sofa çıkmaları, dışarıya doğru çıkartılan döşeme kirişlerinin konsollar ya da payandalar ile desteklenmesi ile oluşturulmuştur. Özellikle, giriş kapısının üstünde yer alan sofa çıkmaları, zemine oturan ahşap başlıklı dikmelerle desteklenmektedir. Çıkma için dışarıya doğru uzatılan döşeme kirişlerinin desteklenmediği ya da alttan konsol veya payandalarla desteklenmiş başka kirişlere oturduğu örneklere de rastlamak mümkündür. Çıkma altları genellikle oda tavanları gibi düşünülmüş ve ahşap tahtalarla kapatılmıştır. Paşalarla geometrik desenlerin oluşturulduğu çıkma altlan da mevcuttur. Ahşap çatkı üzeninde kullanılan bütün elemanlar çam ağacından yapılmıştır. Özellikle taban, kiriş ve dikmelerde 'özlü çam' denilen, büyük kesitli çam ağaçlarının -sadece kapak alındıktan sonra geriye kalan- sert, öz kısmı kullanılmıştır (Başoğlu, 1990, 225).

Koruma Çalışmaları Süreci

İlçede taşınmaz kültür varlıkları ile ilgili ilk koruma kararı, 1710 sayılı Eski Eserler Yasası'nın yürürlükte olduğu dönemde, 10.03.1979 tarihinde Gayrı Menkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu tarafından alınmış ve 13 adeti anıtsal yapı olmak üzere, 125 adet yapı tescil edilmiştir. 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarım Koruma Yasasının 1983 yılında yürürlüğe girmesiyle yapılmaya başlanan "mevcut sit alanlarını irdeleme çalışmaları" kapsamında Boyabat kenti de yeniden inceleme kapsamına alınmış ve bu inceleme sonucunda, Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından alman 23.10.1987 tarih ve 3772 sayılı kararda, 13 adet anıtsal yapı olmak üzere toplam 120 adet korunması gerekli taşınmaz kültür varlığının tescillerinin devamına, 8 adet tescilli konutun tescil kayıtlarının kaldırılmasına, 4 adet tescilli konutun haklarında soruşturma açılmasına karar verilmiş, Boyabat'ın Arkeolojik, Doğal ve Kentsel Sit alanlarının sınırları saptanmıştır. Kurul, 26.09.1989 tarih ve 397 sayılı bir diğer kararında, 13 adet camı, medrese, okul, çeşme ve türbe vb tescilli yapıyı anıtsal yapılar, 21 adet tescilli sivil mimarlık örneğini III. grup yapılar, 83 adet tescilli sivil mimarlık örneğini de IV. grup yapılar olarak belirlemiştir. 11.10.1990 tarihinde yine aynı Kurul, grupları belirlenen bu sivil mimarlık örneklerinin -tescillerinin devam etmesi kaydıyla-grup kararlarının kaldırılmasına karar vermiştir. Halen, Boyabat'ta adı geçen Kurul'-un 09.04.1996 tarih ve 2453 sayılı kararı ile onaylanan ve Şehir Plancısı Erkan Uçkun tarafından hazırlanan " Boyabat Koruma İmar Planı" yürürlüktedir.

Koruma Planı İrdelemesi

Ülkemizdeki bütün tarihsel çevreler esas olarak hızlı kentleşmenin ve kentsel işlevlerdeki farklılaşmanın neden olduğu bir gelişim ve değişim sürecini yaşadıkları için tahrip olmakladır. Boyabat kenti de bu değişim ve gelişim süreci içinde, mevcudu koruyarak var olma ya da modernleşme ikileminde kalan ve gittikçe tahrip olan tarihsel çevrelerden biridir. Geleneksel dokuyu tahrip eden nedenlerin başında, yangın (1925), deprem (1943) ve sel (1948) felaketleri gelmektedir. Ayrıca, 1960'h yılların sonlarında kentin içinden, yaklaşık 24-25 m genişliğindeki bir yolun geçirilmesi de geleneksel dokunun parçalanmasına ve kısmen yok edilmesine neden olmuştur. Başlangıçta Hükümet Caddesi, sonraları ise Adnan Menderes Bulvarı olarak bilinen bu yolun her ne kadar kentin bağlık, bahçelik alanlarından geçirildiği söylenmekte ise de, yolun açılması sırasında ne kadar geleneksel konutun yıkıldığı bilinememektedir. Ayrıca, bu yolun kenarlarına yapılan yüksek binalarla tarihi kent dokusu gizlenmiş ve algılanması engellenmiştir.

Kent için alman koruma kararlarının -nicelik olarak çok farklı olmasa da- iki kez yinelenmesi, özellikle kent dokusunun temel unsuru olan konutların değerlerinin çok altında sınıflandırılmaları, sonra bu sınıflandırma kararının gen alınması, çevre koruma konusunda bilgilendirilmemiş halkın koruma ile ilgili kararlara olan güvenini sarsmıştır. Sahipleri tarafından terk ve tahrip edilen bu tescilli konutların grup kararının değişebileceği ya da tescillerinin kalkabileceği düşüncesi halk arasında yaygın bir kanı olarak etkisini sürdürmektedir.

Kültür Bakanlığı tarafından yinelenerek yapılan saptama-belgeleme çalışmaları sonucunda kentin "korunması gerekli kültür ve doğa varlıkları" tam olarak saptanamamış, yan yana bulunan eş değerdeki yapılardan biri için tescil kararı alınırken, diğeri bu sınıflamanın dışında bırakılmıştır. Kentin çekirdeğini oluşturan çarşı bölgesindeki Cumhuriyet dönemi yapıları olan dükkanlar ise saptama ve belgeleme çalışmalarına dahil edilmemişlerdir.

80'li yıllarda kullanılan toplu konut kredisi ile Boyabat Kentsel Sit Alanı dışındaki alanlarda apartmanlar yapılmıştır. Boyabat kent nüfusunun bu yeni yerleşim alanlarına kayması, geleneksel konutların terk edilerek boş bırakılmasına ya da köylerden gelen yoksul halkın kullanımına bırakılmasına neden olmuştur. Basit onarımlarla korunarak kullanılabilecek olan bu konutlar gerekli maddi kaynak sağlanamadığı için onarılamamış ve köhnemeye terkedilmişlerdir.

Yukarıda belirtilen nedenler dışında çok önemli olan bir diğer neden ise, Boyabat Koruma İmar Planı'nın uygulama aşamasında geleneksel dokuda büyük tahribata neden olacak kararlar içermesidir. Söz konusu planın, geleneksel dokunun özgün nitelikleri ile varlığını sürdürebilmesini sağlamaktan yoksun kısımları şöyle özetlenebilir:

-Boyabat'ta, tarihsel dokunun ve geleneksel yapıların tanımlanabilmesi için mutlak olan analiz, sentez ve sokak silueti çalışmaları yapılmamıştır*.

* Boyabat Koruma Amaçlı imar Planı Raporu'nda, bu çalışmaların yapıldığına ilişkin bir bilgi yer almamaktadır.

-Boyabat kent ölçeğinde plan onama sınırı içinde kalan tüm alanın aynı zamanda sit alanı olarak düşünülmesi gerekirken, Kentsel Sit alam parçalanmış ve korunması gerekli çarşı bölgesi sit alanı dışında bırakılmıştır. Planda, çarşı bölgesinde yer alan iki katlı, kârgir dükkanlar yerine, çoğu kez parselleri birleştirerek büyük kütleli ve üç katlı yeni yapılara izin verilmiştir.

-Planda, Kentsel Sit sınırlarının sokakların aksından ve yapı adalarının içinden geçirilmesi ile aynı sokakta iki farklı yapı cephesinin oluşmasına sebep olunmakta ya da sırt sırta konumlanan iki parselde yer alan yapılardan biri korunurken diğer parsele daha yüksek katlı betonarme yapı yapma hakkı verilmektedir.

-Tarihsel kentin en önemli doğal özellikleri (kent içinden geçen kanallar, kayalıklar,ağaçlık alanlar) bu planda değerlendirilmemiş; korunması gerekli sokaklar, sokak cepheleri, sokak kaplamaları, setler, bahçeler, bahçe duvarları, bahçe içindeki servis mahalleri ve kentsel vistalar (kentin en iyi algılandığı noktalar) belirtilmemiştir.

-Planda, organik bir kent olan Boyabat'ın özgün sokak sınırları (Çay Sokak vb) cetvelle düz çizgi çizilerek değiştirilmiş, genişletilmiş ve genişletilen yolların kenarındaki tescilli yapıların da yıkılarak geriye çekilip korunması ya da önerilen yapı kütlesi ile yeniden yapılması önerilmiştir.

-Tescilli yapıların yanı sıra, tescil edilmemiş olan ve geleneksel dokudaki homojenliği sağlayan "uyumlu yapılar" ya da " çevresel değerdeki yapılar " planda belirtilmemiş, özellikle Cumhuriyet dönemine ait tuğla binalar değerlendirmeye hiç alınmamıştır (lev. 15, res. 38).

-Yeni yapı yapmak yerine, tescilli yapılardan bazılarına yeni kentsel işlevler verilmemiş, kent sakinlerinin nefes alıp bir araya gelebileceği "Ekin Pazarı" gibi boş alanlara ise resmi kurum binaları yapılması önerilmiştir.

Kaynakça

Başoğlu, Bekir 1972 Boyabat ve Çevresi Tarihi, Boyabat.

Başoğlu, Bekir 1990 Boyabat Yöresi Araştırmaları, Boyabat.

SİAD 1999, Boyabat Mimarisi, Sinoplu İşadamları Rehberi, İstanbul, 32-34.

UÇKUN, Erkan 1996, Boyabat Koruma Amaçlı İmar Planı Raporu(yayınlanmamış rapor), Samsun.

 Salar Köyü Kaya

 Mezarı

 
 Boyabat Kalesi
 
 Bazalt Kayaları