|
Adının Kaynağı
Boyabat
kelimesinin ne anlama geldiği konusunda
elimizde bir tek merhum Bekir BAŞOĞLU’nun araştırma yapmış olduğunu ve Boyabat
kelimesinin anlamı hakkında bir kaç görüş öne sürdüğünü
görüyoruz. Bunlardan uzun ova, kokulu ova ve boyalı ova
olarak kitabında bahsediyor. Bu konuda daha sonra hiçbir
araştırma yapılmadığını gördüm. Bir eksiklik olarak
gördüğüm bu konuyu Boyabatlı biri olarak incelemeye ve
değerli büyüğümüz Bekir BAŞOĞLU’ nun görüşünü ileriye
taşımaya çalışacağım.
Ankara Üniversitesi Dil ve
Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümünden öğrenci iken
Osmanlıca dersini veren hocamız bize özellikle Şemsettin
Sami’nin yazmış olduğu Kamus-i Türk-i (Türkçe Sözlük)
adlı eseri kullandırmıştı. Ayrıca yardımcı kitap olarak
Ferit DEVELLİOĞLU’ nun Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik
Sözlük isimli eserinden yararlanmamızı söylemişti.
Bende bu konuyu incelerken bu
eserlerden yararlandım. Bazen sıkıcı bazen bilimsel
anlatım yapacağız ama başka türlü bu konuyu izah
edemeyiz.( H.K.)
Boyabat kelimesinin anlamını
araştırırken öncelikle bu ismi kimler takmış olabilir
diye düşünebiliriz. Muteber tarihi kaynaklarda Boyabat
yöresi 1084 yılında Emir Karatekin tarafından Selçuklu
Türklerinin eline geçmiş ancak 1. Haçlı Seferi
neticesinde tekrar Bizanslıların eline geçmiş ve bu
bölge yüz yılı aşan bir sürede Türk-Bizans mücadelesine
sahne olmuş ve nihayetinde 1214 yılında tamamiyle
Selçuklu Türkler’inin eline geçmiştir. Biz bu bilgileri
Prof.Dr. Osman TURAN’ın Selçuklular Zamanında Türkiye
isimli eserinden öğreniyoruz. O zaman büyük bir
olasılıkla bu isimi de Selçuklu Türkleri
vermiştir.Selçuklu Türkleri’ nin resmi dili Farsça’ dır.
Farsça, Türkçe gibi Altay –Ural dil ailesinden değil,
Hint-Ari dil ailesindendir. Selçuklu Türklerinin devamı
olan Osmanlı Türkleri ise Türkçe, Arapça ve Farsça
karışımı olan ve adına Osmanlıca (Eski Türkçe) denilen
dili kullanmışlardır. Buradan anladığımıza göre biz bu
kelimeyi incelemek için elimizde Selçuklu Türklerine ait
kaynaklar bulunmadığı için bu konuyu Osmanlı Türklerine
ait kaynaklardan ve Türkçe, Arapça ve Farsça dillerinden
yani Osmanlıca’dan (Eski Türkçe) yararlanacağız.
Boyabat kelimesini incelemek için önce
birkaç Osmanlıca kuralını öğrenmemiz lazım geliyor.
Bunların ilki (
) vav harfi Osmanlıca’da v,o,ö,u ve ü harflerine ve
bazen vo,vö,vu ve vü okunuşuna karşılık
gelmektedir.İkincisi ise (
)
ye harfi Osmanlıca’da y,ı ve i harflerine ve bazen yı ve
yi okunuşuna karşılık gelmektedir.
Bugün Boyabat olarak okuduğumuz veya
kabul ettiğimiz kelime acaba Osmanlıca yada Eski Türkçe
ile nasıl yazılıyordu bunu öğrenmek için eski belge ve
tapulara başvurdum. Eski belgeler ve tapularda yani
Sened’i Hakanilerde (Padişah Tapusu) kelime şu şekilde ( )
yazılıyordu. Burada bir diğer Osmanlıca kuralı
hatırlatalım, bir kelimenin sonundaki ( )
ye harfi bu şekilde yazılırsa arkasından gelen ayrı bir
kelime olarak da okunabilir, ye harfi ( )
bu şekilde yazılmış olsaydı bu iki kelime bitişik
okunacaktı. Demek ki ye harfi şu şekilde( )
yazıldığına göre biz bu yazıyı ( )
bugünkü okunuşu ile Boy Abad şeklinde de Boyabad
şeklinde de okuyabiliriz.
Şimdi ilk kelime olan ( )
ve bugün boy diye okuduğumuz kelime Eski Türkçe ile
nasıl okunur bakalım. Eski Türkçe ile okunuşlar
sırasıyla şöyledir ; boy, böy, buy,büy, boyı, böyi, buyi
ve büyi şeklindedir.İkinci kelime olan ( )
ve bugün abat diye okuduğumuz kelime Eski Türkçe ile
abad olarak okunur.
Yukarıda okuduğumuz kelimelerin
anlamlarını incelemek için sırasıyla sözlüklere
baktığımızda bu kelimelerden boy, böy, buy, buyı(a) ve
abad kelimelerinin anlamlı olduğunu görüyoruz. Şimdi
sırayla bu kelimelerin ne anlamı taşıdıklarını ve hangi
dilden olduklarını ve cinslerini inceleyelim.
Önce Rumi tarihle 1317 Miladi tarihle
1901 yılı basımlı Şemseddin Sami’nin Kamus-i Türk-i adlı
eserine bakalım;
boy ( )
isim – Türkçe
-
uzunluk, tul
-
yükseklik, irtifa
-
bedenin uzunluğu ve yüksekliği,
kadd,kamet(kamet-insanın ayakta durduğu halde bedenin
ve bedenin tulu,şekli ve hayatı)
-
tam ve münasib kamet
-
hacim, büyüklük derecesi
-
bir aşiretin münkesim
(ayrılmış,bölünmüş,taksim olmuş) bulunduğu oymakların
beheri(her biri,tanesi,adedi)
böy ( )
isim – Türkçe
uzun ayaklı bir cins zehirli örümcek
buy ( )
isim – Farsça
koku,rayiha (rayiha – koku,buy [
Türkçe’ de yalnız iyi kokular hakkında kullanılmıştır ]
)
abad ( )
sıfat – Farsça
1- şen, mamur ( harab olmayan)
2- ( Türkiyat’ da [Türkçe ’de ] mahal
[yer] ve mekan ve bir şeyin kesiratda [ çokluk,
fazlalalık ] bulunduğunu gösterir.)
Sonra 1986 basımlı Ferit Develioğlu’
nun Osmanlıca – Türkçe Ansiklopedik Lugat adlı eserine
bakalım;
buy –
Farsça – isim
1 – koku
buya –
Farsça – isim
1 – güzel kokulu
abad –
Farsça – sıfat
1 – mamur,şen,bayındır
abad –
Farsça – edat
1 – eklendiği yere çokluk ve
fazlalalık bildirir
Artık kelimelerin ayrı ayrı
anlamlarını bulduğumuza göre bu iki kelimeyi bir araya
getirerek bütününde ne anlam taşıyabileceğini
inceleyelim. Bu iki kelimeyi sırayla birleştirelim.
Boy ve abad (sıfat) kelimeleri;
1 / boy + abad – uzun mamur(bayındır)
2 / boy + abad – yüksek
mamur(bayındır)
3 / boy + abad – hacimli
mamur(bayındır)
4 / boy + abad – oymak(oba)
mamur(bayındır)
Boy ve abad (edat ) kelimeleri;
5 / boy + abad – çok uzun, upuzun
6 / boy + abad – çok yüksek, ulu,
erişilmez
7 / boy + abad – çok iri, heybetli
8 / boy + abad – çok oymak olan
yer,fazla oba bulunması
Burada büy kelimesini kullanamayız
zira bu bölgede zehirli örümcek değil zehirli bir hayvan
bile yoktur.
9 / buy + abad – kokulu
mamur(bayındır)
10 / buy + abad – çok kokulu
11 / buya + abad – güzel kokan
mamur(bayındır)
12 / buya + abad – çok güzel kokan
Yukarıda Boyabat kelimesinin kökü
olabilecek tam on iki adet anlam bulduk. Bu yaptığımıza
fakültede paleografya yani eski dil çalışması denirdi.
Ben fakültede okurken bu tür çalışmaları özellikle
Osmanlıca dersinde çok yaptım. Yine aynı yolu izledim.
Bu kelimenin sonu olan abad kelimesi
Farsça’dır. Selçukluların resmi dilinin Farsça olduğunu
söylemiştik. Boyabat ilk önce Selçukluların denetimine
girdiğini biliyoruz. Türkçe de abad kelimesinin çokluk
ve fazlalık bildiren ek olduğunu öğrendiğimize göre
büyük ihtimalle arkasına geldiği kelimeye çokluk
bildiren anlamında kullanılmış olabilir. İlk kelimeyi
boy okursak Türkçe, buy yada buya okursak Farsça
olduğunu gördük. Burada yine iki ihtimal var. Yani
kelime ya Türkçe + Farsça ya da Farsça + Farsça olarak
söylenmiştir. Selçukluların resmi dili Farsça olsa da,
bu isimi verenler her iki dili de kullanmış olabilirler.
Sonuç olarak şunu söyleyeceğim.
Yukarıda ki on iki adet anlamdan hangisi hoşunuza
giderse onu kullanabilirsiniz. Ben şahsen çok heybetli
ve çok güzel kokan anlamlarını beğendim. Bunun sebebi
ise bana göre Türkiye’nin en heybetli ve güzel kalesi
bizim kalemizdir. Ayrıca kaleye çıkanlar bilir kalemiz
çok güzel kekik kokar. Son karar tabiî ki her zaman
olduğu gibi çok sevgili Boyabat halkınındır. Ben burada
sadece bu konudaki bilgilerimi aktardım. Saygılarımı
sunarım.
Kaynakça:
-
Kamus-i Türk-i, Şemseddin Sami,
1901, Çağrı Kitabevi
-
Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik
Sözlük, Ferit Devellioğlu,1986, Aydın Kitapevi
-
Boyabat Tarih, Bekir Başoğlu,
1978, Boyabat Matbaası
-
Selçuklular Zamanında Türkiye,
Prof.Dr. Osman Turan,2004,Ötüken Neşriyat
-
Anadolu Beylikleri Hakkında
Araştırmalar, Prof.Dr. Yaşar Yücel, 1991,TTK B.Evi
Hazırlayan: Hakkı KÜÇÜKBAŞ
|